|
ÖĞRETMEN BİR DERSİ
NASIL SUNABİLMELİDİR?
•
Her dersi farklı bir şekilde sunabilmeniz için ön hazırlık yapmak
şarttır. Bu farklılığı her derste sunabilirseniz tekdüzelikten uzak,
etkili bir ders yapmış olursunuz.
• Ders sunarken öğrencilerin duygusal zekâlarını tahrik
edebilme, onlarda merak uyarabilme çok önemlidir. Eğer öğretmen
öğrencisinin öğrenme iştahını uyarmadan dersini sunmaya kalkarsa gerçek
manada konuyu hazmettiremez, ancak o konuyu ezberletmiş olur, ezbercilik
yapmış olur.
• Anlattıklarımızı sindirmeliyiz. Öğrenciyi zihnen konuya
hazırlamalıyız, öğrenciyi motive etmediğimiz takdirde bütün
yaptıklarımız ve emeğimiz boşa gider. Gerçek öğretmen ve vazife şuuruna
müdrik öğretmen en önce öğrenciyi motive edebilen ve ayni zamanda
dersine mutlak surette planlı ve hazırlıklı gelen öğretmendir.
• Öğrencinin genel katilimi sağlanmayan ders, öğretici
tarafından ne kadar mükemmel de sunulsa, güzel bir ders değildir.
• Öğretmen derste bir orkestra şefi olmalıdır. Bütün
nefesli, nefessiz çalgı aletleri ve elemanları ile öğrenci orkestraya
iştirak ettirilmiş olmalıdır.
• Öğretmen dersini ders saati içinde öğretmesini, her
öğrenciye özelliğine göre iletişim kurarak inmesini bilebilmelidir.
• Bir öğretmen ders içinde ilgi ve alakayı temin edemiyor,
öğrencilerin dersten kopmalarına göz yumuyor, görmemezlikten geliyorsa,
o öğretmenin hem mesleğine hem de kendine olan saygısında bir problem
var demektir.
• Aktif ve verimli bir ders, hazırlıklı gelmiş öğrencilerin
katılımıyla elde edilir. Öğrencinin derse hazırlıklı gelmesi öğretmenin
maharetini ve seviyesini gösterir. Dersine ve öğrencisine gerçek manada
sahip öğretmen, mutlaka hem kendisinin hem de öğrencisinin derse
hazırlıklı gelmesini sağlar. Ve böylece öğrencinin derse katilimi ve
ders içi diyalogu sağlıklı bir şekilde olur.
• Ders kürsüde oturarak takrir (anlatım yoluyla) yapıldı mı,
ne kadar güzel anlatırsak anlatalım ders içindeki muhataplarımız bizi
belirli bir müddet d,inler ve sonra dersten koparlar.
• Oturarak ders işlenmez. Bir öğretmen oturuyorsa, ya ders
içinde çok gayret sarfetmistir, hakli olarak o an oturabilir, ama
oturmayı adet haline getirmiş ise ya kendine tam güveni yoktur ya da
mesleğinin yorgunu olmuştur.
• Öğretmenin kılığı-kıyafeti ile birlikte sınıfının düzeni
de, sınıfına çeki-düzen vermesi de is edinip ortaya koyabilmesi de çok
önemlidir. Bir öğretmenin bu artısıdır. Ne derbederlikte ne de
düzensizlikte verimlilik aramayalım. Verimli olmanın ön şartı hem
öğretmenin kendi vitrinini hem de sınıfının tertibini sağlamasıdır.
• Teneffüste mutlaka öğretmen tarafında bir öğrenci
vazifelendirilerek tahtaya gün, tarih, dersin ve öğretmenin adi, dersin
konusu ve ana hatlarıyla yazdırılmalıdır.
• Ödev vermek, yerinde ve ihtiyaca yönelik ödev verebilmek,
öğretmenin ciddi bir çalışma ve araştırmasına dayanmalıdır. Ödev vermek
için, verilen ödev, ödev değildir. Ödev verirken ne istediğini ve
getirisinin ne olması gerektiğini öğretmen çok iyi bilmelidir. Ve
bilerek ödev vermelidir.
• Ödev vermek kadar ödevi değerlendirmek ve takip etmekte
önem arz eder. Değerlendirilmeyen ve takip edilmeyen ödev birsek ifade
etmez.
• Öğretmen muhakkak verilen her emeğin takipçisi ve
değerlendiricisi olmalıdır.
• Önertmen dersi adına sınıfta hiçbir mazeretin arkasına
sığınmamalıdır. Kendi kendine üretmesini, öğrencilerini tatmin ederek,
faydalı olmasını bilebilmelidir. Verimsiz, hedefsiz, plansız ve
yetki-sorumluluğunu bilmeyen öğretmenin mazereti kabul edilemez.
• Öğretmen önce kendi mesleği adına gaye-yi hayalinin
peşinden koşucu olmalıdır, hedefsizlikle bir yere varılamaz. Nasıl
verimli olabilirim? Diye mesaisini, katlayarak çok çalışmalı
öğretmenliğin ona verdiği yetki ve sorumluluğu sonuna kadar ifade
etmesini bilmelidir.
• Mesai tanzimi ve planlı çalışmayı hiç göz ardı etmeden,
ask derecesinde insani ve mesleğini severek gayretini ortaya koymalıdır.
• Eğitim dinamik bir süreçtir. Öğretmen devamlı ileriye
doğru bakabilen ve kendini yetiştirme adına cehde edebilen bir eleman
olmalıdır.
• Yeryüzü mirasçısının ön temsilcisi öğretmenlerdir. Eğer
kendilerini motive ederek, kendilerini yetiştirmeleri adına bir gayret
içinde değillerse gerçek manada öğretmenlik yapmaları mümkün değildir.
Hem kendilerini aldatmış olurlar, hem de kendilerine teslim edilen bir
nesli heba etmiş olurlar.
• Öğretmen öğrencisini hayata taşıyan en önemlisi rehberdir.
• Öğretmen öğrencilerine öğrenmeyi öğretebilmelidir.
• Önertmen öğrencisini gerçek hayatta yaşanması gerekene
göre eğitmelidir.
• Öğretmen öğrencilerine düşünmeyi öğretmelidir.
• Öğrenci öğretmeninden aldığı mesajlarla hem hayati, hem de
kendini müspet manada sorgulayabilmelidir.
• Her öğrencisini tanıma ve onlarla birebir meşgul olma
adına vazifelidir öğretmen.
• Öğretmen kendi kendini, mesleğini ve insanlarla olan
münasebetini devamlı sorgulayabilen, sorgulatabilen ve netice itibariyle
kendine çeki düzen verebilendir. Öğretmen öğrencisini hem çalışmaya ikna
etmede, hem de yetiştirme adına ne yapılması gerekiyorsa sorumlu olur,
olmuyor, olmaz demeye hakki yoktur.
• Bir okulda gerçek manada tam bir iştirakle, arzuyla
geçiştirmeden herkesin inandığı bir öğretmenler kurulu oluyorsa, zümre
toplantıları yapılıyorsa, sınıf öğretmenler toplantısında öğrenciler tek
ele alınıyorsa, rehberlik toplantıları kâmil manada periyodik
yapılabiliyorsa, o okulda gerçek verimlilikten, eğitim ev öğretimden söz
edilebilir.
• Eğitim ve öğretimin iste o zaman tadına varılır ki, bu da
gerçek manada netice almadır. O zaman öğretmen, hem kendini, hem de
öğrencilerini, motive eder, dersi derste öğretir, öğrencilerini hayata
kazandırmış olur.
• Zaman idare ve öğretmen, personel arasında takim ruhu
olur. Muavenet ve sevgi eser. Birbirine saygıdan söz edilebilir. O zaman
eğitici kol faaliyetleri, dışa açılım, tanıtım, sosyal-kültürel-sportif
faaliyetler kâmil manada bir şey ifade eder.
• Bir okulun öğrencisi şunları söyler hale gelmemelidir:
İhmal ediliyoruz, ilgi, sevgi ve şefkat istiyoruz, bekliyoruz,
sorunlarımızın üzerine gidilmiyor ve cevap verilmiyor, hiç olmazsa bizi
bir dinleseler, evet onlara birsellerin anlatılmasına, ikna olmalarına
ihtiyaçları var, ders içinde daha sıcak yaklaşım ve diyaloglarla güven
veren tavırlarla muamele görmek istiyoruz...
• Öğretmenlerin fazilet dolu örnek davranışlarının onlarda
çok müspet duygu ve düşünceler uyardığı hatta bu duygularını eve bile
taşıdıklarını, evde ailelerine anlattıklarını da söylemekteler.
• Sert tepkilerle umumun içinde rencide edilmek, olur-olma
herşeyden azarlanmak, değer verilmemek, alay edilmek, hafife alınmakta
istemiyorlar.
• Öğrenciler kendilerine güvenilmesini ve öğretmenlerine de
güvenmek istiyorlar.
• Öğretmeninin her sözünün arkasında durmasını, öğrencilerin
haklarının yanında ve isteklerinin de takipçisi olmasını arzu
etmektedirler.
• Evet, bu yukarıda sıralanan ve istenilen taleplerin hepsi
beşeri ve insani hak ve beklentilerdir. Öğretmende öğrencisi ile olan
hukuku gereği bu isteklere cevap vermek mecburiyetindedir.
• Bu bir fedakârlık değil, öğretmenliğin bize verdiği
sorumluluk ve yükümlülüktür.
|